• Buradasın

    Felsefe

    Yazeka

    Arama sonuçlarına göre oluşturuldu

    Evrim filmi ne anlatmak istiyor?

    2014 yapımı Evrim (Transcendence) filmi, yapay zekanın insan bilinci ve hafızasıyla bütünleşmesi durumunda ortaya çıkabilecek tehlikeleri ve bu teknolojinin dünya üzerindeki etkilerini konu alır. Filmin hikayesi şu şekilde özetlenebilir: Dr. Will Caster, yapay zeka üzerine çalışan bir bilim insanıdır. Teknoloji karşıtı radikal grupların hedefi haline gelir ve bir terörist saldırı sonucu hayatını kaybeder. Eşi Evelyn, Will’in beynini gelişmiş bir süperbilgisayara entegre eder. Will’in bedeni ölmüştür ancak beyni eşiyle yeniden iletişime geçer ve internet üzerinden tüm dünyayı yaklaşan terörist tehlikeye karşı uyarmaya başlar. Terörist grup, Will’in hala hayatta olduğunu fark edince, süperbilgisayarı yok etmek için harekete geçer. Yönetmen Wally Pfister, filmin konusunun insanların şu sıralar akıllarından geçen bir ihtimali yansıttığını ve birkaç yıl sonra yaşanabileceklere dair bir öngörü sunabileceğini belirtmiştir.

    Mantıksal pozitivizmin temel ilkeleri nelerdir?

    Mantıksal pozitivizmin temel ilkeleri şunlardır: Anlamlı önermeler: Doğrulama ile belirlenebilir olmalıdır. İki bilgi kaynağı: Mantıksal akıl yürütme (analitik a priori) ve ampirik deneyim (sentetik a posteriori). Metafizik önermeler: Test edilemedikleri ve zamansız-mekansız oldukları için anlamsızdır. Bilimsellik: Gözlem ve deney ile doğrulanabilmelidir. Ayrıca, mantıksal pozitivizm, tüm insan bilgisinin mantıksal ve bilimsel temellere sistematik olarak indirgenmesi için çalışır.

    Rüyada Japon gelin görmek ne demek?

    Rüyada Japon gelin görmek, genellikle yeni başlangıçlar, güzel gelişmeler, maddi başarı ve refah gibi olumlu anlamlar taşır. Bazı yorumlara göre ise bu rüya, psikolojik zorluklar veya içsel temizlenme anlamına gelebilir. Rüya tabirleri bilimsel temellere dayanmaz.

    L'Ennui ne anlatıyor?

    L'Ennui (Can Sıkıntısı), Cédric Kahn tarafından yönetilen ve 1998 yılında vizyona giren bir erotik drama filmidir. Konusu: Hayatındaki huzursuz olduğu noktaları aşmak isteyen bir felsefe profesörü, geçmişte bir sanatçının ölümüne sebebiyet vermekle suçlanan bir kadınla tanışır. Film, kıskançlık ve cinsel paranoya üzerine Proustian bir modeli, sağlıklı bir sağduyu dokunuşuyla harmanlaması açısından dikkat çekicidir.

    Say yayınları güvenilir mi?

    Say Yayınları, genel olarak güvenilir bir yayınevi olarak değerlendirilmektedir. Kuruluş ve İtibar: 1979 yılında kurulmuş olup, Türk ve dünya edebiyatının seçkin eserlerini yayınlamaktadır. Çeşitli Eserler: Felsefe, tarih, bilim, psikoloji ve sosyoloji gibi alanlarda önemli düşünürlerin eserlerini basmaktadır. Çeviri Kalitesi: Bazı kullanıcılar çevirilerin kaliteli olmadığını belirtse de, genel olarak olumlu geri bildirimler de bulunmaktadır. Ancak, alışveriş yapmadan önce kullanıcı yorumlarını ve şikayetleri incelemek faydalı olabilir.

    Alem ve evren aynı şey mi?

    Genellikle "alem" ve "evren" kelimeleri birbirinin yerine kullanılsa da, bilimsel literatürde farklı anlamlar taşırlar. Evren, gözlemlenebilir tüm madde ve enerjiyi ifade eder ve fiziksel gerçekliği temsil eder. Alem ise daha geniş bir kavram olup, felsefi ve kültürel bağlamda varlıkların tamamını kapsar. Bu bağlamda, alem ve evren aynı şey değildir, ancak bazen aynı anlamı taşımak için kullanılabilir.

    Descartes düşünüyorum öyleyse varım neden önemli?

    Descartes'ın "Düşünüyorum, öyleyse varım" (cogito ergo sum) sözü, Batı rasyonalizminin kurucu elementi olarak kabul edilir. Bu sözün önemli olmasının bazı nedenleri: Varlığın kanıtlanması: Descartes, bu söz ile varlığı kesin olan tek unsurun düşünmek olduğunu öne sürmüştür. Şüphe yöntemi: Descartes, bu söz ile şüphe edemeyeceği tek şeyin, yani kendi varlığının kesin olduğunu ortaya koymuştur. Modern felsefenin başlangıcı: Descartes felsefesi, kartezyen düşünceyi başlatması ve 17. yüzyıl epistemolojik incelemelerini tetiklemesi açısından modern felsefenin başlangıcı olarak kabul edilir.

    Locke ve Hobbes neyi savunur kısaca?

    Thomas Hobbes ve John Locke'un temel görüşleri şu şekilde özetlenebilir: Hobbes: İnsanların doğuştan açgözlü ve şiddete yatkın olduğunu savunur. Devletin, bireysel özgür iradelere göre davranan insanların savaş ortamındaki dünyasına bir seçenek olarak anlam bulduğunu belirtir. En iyi yönetim biçiminin mutlak monarşi olduğunu öne sürer. Locke: İnsanların doğuştan yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarına sahip olduğunu savunur. Devletin, insanların mülkiyet haklarını korumak için toplum sözleşmesi ile kurulduğunu ifade eder. En uygun yönetim biçiminin anayasal monarşi veya demokrasi olduğunu savunur.

    İbni ve İbn-i Sina aynı kişi mi?

    Evet, İbn-i Sina ve İbni Sina aynı kişidir. Tam adı Ebu Ali el-Hüseyin bin Abdullah bin Ali bin Sînâ olan İbn-i Sina, 980 yılında Buhara'da doğmuş ve 1037 yılında Hemedan'da ölmüş ünlü bir doktor, astronom, düşünür ve yazardır.

    Hayali ütopya nedir?

    Hayali ütopya, gerçekleşmesi imkansız şekilde tasarlanmış ideal toplum hayalidir. Ütopya kavramı, Yunanca "yok/olmayan" anlamındaki "ou", "mükemmel olan" anlamındaki "eu" ve "yer/toprak/ülke" anlamındaki "topos" kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşmuştur. Ütopyalar, iki şekilde ele alınabilir: İstenen (özendirici) ütopyalar. Korkutucu (distopik) ütopyalar. Tarih boyunca birçok yazar, ideal toplum düzenini tasvir eden ütopyalar yazmıştır.

    Tabula-Rasa neden önemli?

    Tabula-Rasa (boş levha) kavramı, felsefede önemli bir yere sahiptir çünkü: Bilginin doğuştan olmadığını, deneyimlerle kazanıldığını ortaya koyar. İnsanın aklını kullanarak geleneksel ve otorite baskılarından kurtulup özgür düşünebileceğini vurgular. Empirist düşüncenin temelini oluşturur. Bu kavram, özellikle John Locke tarafından ortaya atılmış ve insanın doğuştan gelen bir bilgiye sahip olmadan doğduğunu, her şeyi deneyimleriyle öğrendiğini savunur.

    Metin Bal hangi üniversitede çalışıyor?

    Prof. Dr. Metin Bal, Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde öğretim üyesidir.

    İdeolojik sapma nedir?

    İdeolojik sapma, bir kişinin veya kurumun karar ve davranışlarını etkileyebilecek güçteki düşüncelerden, belirli bir amaçla ayrılma anlamına gelir. İdeolojik sapmanın bazı örnekleri: Sovyetler Birliği'nde revizyonist-oportünist sapma. Yugoslavya'da Tito'cu revizyonizm. Çin'de ÇKP revizyonizmi. Ayrıca, "ideolojik sabotaj" terimi, sosyalist ülkelerde, anti-komünist merkezlerin ve istihbarat teşkilatlarının, sosyalist toplum içindeki muhalif grupları ve örgütleri teşvik ederek sosyalist sisteme karşı yıkıcı faaliyetler yürütmeye yönlendirmesi olarak tanımlanır.

    Hermeneutik varoluşçuluk diyalektik materyalizm mantıksal pozitivizm fenomenoloji nedir?

    Hermeneutik, varoluşçuluk, diyalektik materyalizm, mantıksal pozitivizm ve fenomenoloji farklı felsefi akımlardır: Hermeneutik. Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm). Diyalektik Materyalizm. Mantıksal Pozitivizm (Analitik Felsefe). Fenomenoloji (Görüngü Bilim, Öz Teorisi). Bu akımların temel özellikleri: Hermeneutik. Varoluşçuluk. Diyalektik Materyalizm. Mantıksal Pozitivizm. Fenomenoloji.

    Locke neyi savunur?

    John Locke, savunduğu bazı fikirler şunlardır: Bireysel özgürlük ve mülkiyet hakları: Locke, bireysel özgürlüğün baskıcı kolektif otoriteden korunması gerektiğini ve en önemli haklardan birinin özel mülkiyete sahip olma hakkı olduğunu savunur. Kuvvetler ayrılığı: Hükümetin her bir organının ayrı yetkilere sahip olması gerektiğini, böylece birey özgürlüğünün devlet müdahalesinden uzak kalabileceğini öne sürer. Doğuştan fikirler karşıtlığı: İnsan zihninde doğuştan fikirler bulunmadığını, her bilginin deneyim ve duyu algısından elde edildiğini savunur. Doğal haklar: İnsanların toplumlar ve eyalet hükümetleri oluşmadan önce özgürlük, mülkiyet ve mutluluk gibi belirli haklara sahip olduğunu öne sürer. Temsili yönetim: Hoşgörüye, temsil sistemine, parlamentoya ve demokrasiye önem verir.

    Nietzsche'ye göre nihilist kimdir?

    Nietzsche'ye göre nihilist, yaşam değerlerinin anlamdan düşürüldüğünü ve yaşamın herhangi bir anlamının olmadığını kabul eden kişidir. Nietzsche, nihilizmi iki türe ayırır: 1. Pasif nihilizm: Tüm değerlerin çöküşüyle birlikte yaşamın anlamsız ve değersiz olduğunu savunan büyük bir boşluk duygusudur. 2. Aktif nihilizm: Verili değerlerin anlamsızlığını gören, Tanrı ve öte dünya fikirlerinden uzaklaşan ve geleneksel ahlaka şüpheyle yaklaşan kişidir. Nietzsche, kendisinin bir nihilist olmadığını, aksine belli bir anlamdaki nihilizme karşı bir felsefe geliştirdiğini savunur.

    Düalizm nedir kısaca?

    Düalizm, kısaca varlığın düşünce ve madde gibi birbirine indirgenemeyen iki karşıt ilkenin ürünü olduğunu savunan felsefi akımdır. Düalizm, aynı zamanda iki tanrılı bir anlatım olarak da ele alınabilir. Düalizm terimi, dini ve ontolojik bağlamlarda da kullanılır; örneğin, iyi ile kötü arasındaki ahlaki ikilemi veya yaratılış ile evren arasındaki ilişkiyi ifade edebilir.

    Heraklitos neden her şey akar demiştir?

    Herakleitos, evrenin sürekli bir değişim içinde olduğunu ve bu değişimin yaşamın temel özü olduğunu savunduğu için "her şey akar" demiştir. Herakleitos'a göre, her şey sürekli hareket eder ve hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bu düşünce, Herakleitos'un "Panta Rhei" (her şey akar) sözüyle ifade edilir.

    Fikirler neden ölmez?

    Fikirler, çeşitli nedenlerle ölmez: Düşünen insanlarla birlikte yaşama: Fikirler, düşünen insanlarla birlikte var olmaya devam eder. Evrim ve adaptasyon: Bazı fikirler zamanla evrim geçirerek varlığını sürdürür. Toplumsal ve tarihsel etki: Fikirler, toplumların ve devletlerin yönünü belirleyebilir ve bu nedenle etkileri kalıcı olabilir. Liderlerin mirası: Fikirler, liderleri tarafından gelecek nesillere aktarılabilir ve bu fikirler, liderler unutulsa bile yaşamaya devam edebilir. Örneğin, Mustafa Kemal Atatürk'ün fikirleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı ve Atatürk'ün hatırası sayesinde yaşamaya devam etmektedir.

    Sisyphus neden kayayı itiyor?

    Sisyphus, ölümsüzler dünyasında ölümün kaçınılmaz olduğunu öğrenmesine rağmen, zekası ve hilekârlığıyla bunu defalarca kez aldatmaya çalıştığı ve tanrıların sırlarını ifşa ettiği için tanrılar tarafından cezalandırılmıştır. Bu ceza, dev bir kayayı bir tepenin zirvesine kadar itmek, ancak zirveye vardığında kayanın tekrar aşağı yuvarlanmasıdır. Sisyphus'un kayayı itmesi, insan çabasının boşuna olduğunu simgeleyen bir metafor haline gelmiştir.