• Buradasın

    DivanEdebiyatı

    Yazeka

    Arama sonuçlarına göre oluşturuldu

    Ömer demirbağ hangi tür yazar?

    Ömer Demirbağ, divan edebiyatı türünde eserler veren bir şair ve akademisyendir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapan Demirbağ, Dîvân adıyla yayımladığı eseriyle Türk edebiyatına katkıda bulunmuştur. Ayrıca, Demirbağ akademisyenliğinin yanında konferans ve TV programlarıyla divan şiirine ilgi duyulmasına öncülük eden isimlerdendir.

    Divan edebiyatında nasıl büyük harfle başlar?

    Divan edebiyatı kelimesi, Türkçe yazım kurallarına göre küçük harfle başlar. Çünkü tarihî bir dönem bildirmeyen tüm terimler küçük harfle başlamalıdır.

    Aks-i ruhsârın ile oldu müzeyyen mir'at ne demek?

    "Aks-i ruhsârın ile oldu müzeyyen mir'at" ifadesi, Fuzûlî'nin bir gazelinde geçen bir beyittir ve anlamı şu şekildedir: > "Ayna, yanağının aksi ile süslendi." Bu beyit, tasavvufi bir anlam taşır.

    Divan edebiyatında ten ve can ne demek?

    Divan edebiyatında "ten" ve "can" şu anlamlara gelir: Can. Ten. Ayrıca, can bazan sevgili yerine kullanıldığından şiirlerde "ey can" veya "cânâ" hitabına sık sık rastlanır. "Can" ve "ten" kavramları tasavvufî literatürde ise nefs, ruh, ilâhî nefes ve tecellî karşılığında kullanılır.

    Ali Sir Şiiri hangi akıma aittir?

    Ali Şir Nevai'nin şiirlerinin ait olduğu akım hakkında bilgi bulunamadı. Ancak, Nevai'nin hem Türkçe hem de Farsça şiirler yazdığı ve bu şiirlerde farklı mahlaslar kullandığı bilinmektedir. Nevai, Çağatay edebiyatının en büyük şairlerinden biri olarak kabul edilir ve Türkçeyi yüksek bir sanat dili haline getirmeye çalışmıştır.

    Canım aldı gözün dakı ne eydür?

    "Canım aldı gözün dakı ne eydür" dizesi, Sultan Veled'in bir gazelinden bir beyittir. Günümüz Türkçesiyle anlamı: > Gözün canımı aldı, daha ne söyler? Bu beyit, "Senin yüzün güneş mi yoksa ay mıdır.

    Osmanlı döneminde edebiyat nasıldı?

    Osmanlı döneminde edebiyat, İslam medeniyeti birikiminin etkisiyle XIII. yüzyılın ikinci yarısında teşekkül etmeye başlamıştır. Osmanlı edebiyatı, üç ana kolda ilerlemiştir: 1. Divan şiiri. 2. Tekke şiiri. 3. Halk şiiri. Osmanlı edebiyatı, Tanzimat'a kadar Arap ve Fars edebiyatlarıyla paralel olarak gazel, kaside, mesnevi gibi türlerde eserler vermiştir. Önemli temsilciler: Divan şiiri: Fuzûlî, Bâkî, Nef’î, Nâbî, Nedîm, Şeyh Gâlib. Tekke şiiri: Hoca Ahmed Yesevî, Yûnus Emre, Eşrefoğlu Rûmî, Niyâzî-i Mısrî, Azîz Mahmûd Hüdâyî. Halk şiiri: Kuloğlu, Kâtibî, Kayıkçı Kul Mustafa, Gedayî, Gevherî, Karacaoğlan, Âşık Ömer.

    Şiire ve gazele ne anlatıyor?

    "Şiire Gazele", klasik Türk müziğinin özgün eserlerinden biridir ve derin bir aşk, özlem ve hüzün temalarını işler. Gazel ise Arap edebiyatından Türk edebiyatına geçmiş bir şiir türüdür. "Şiire Gazele"deki sözler, sevgiliye duyulan büyük bir özlem ve sevgiyi anlatırken, bu aşkın ulaşılması zor bir yanını da vurgular.

    En güzel şarkı örneği hangi divan şairine aittir?

    En güzel şarkı örneği, divan edebiyatında Nail-i Kadim, Nedim ve Enderunlu Vasıf gibi şairlere aittir. Nail-i Kadim, divan edebiyatının ilk şarkı yazarıdır. Nedim, Lale Devri'nin en önemli şarkı şairidir. Enderunlu Vasıf, en fazla şarkı yazan şair olarak tanınır. Örnek şarkılar: Nail-i Kadim: Bilinmiyor. Nedim: "Bir safa bahşedelim gel şu dil-i nâşâda". Enderunlu Vasıf: "Sevdiğim bir hûb sadâdur".

    Baki'nin Türk edebiyatına katkıları nelerdir?

    Bâkî'nin Türk edebiyatına katkıları şunlardır: Dilin zenginleştirilmesi. Estetik anlayışın gelişimi. Nazım tekniğinin gelişimi. Toplumsal değerlerin yansıtılması. Kültürel mirasın devamı. Sanat ve şiir geleneğinin sürdürülmesi. Ayrıca, Bâkî, "Sultânü'ş-şuarâ" (Şairler Sultanı) olarak anılmış ve Türk edebiyatının en önemli isimleri arasında yer almıştır.

    Divan edebiyatında zeytin hangi sureye atıftır?

    Divan edebiyatında zeytin, Tîn Suresi'ne atıf olarak kullanılmıştır. Tîn Suresi, "Andolsun incire ve zeytine!" (95:1) ifadesiyle başlar.

    Hayrabad ne anlatıyor?

    Hayrâbâd, Nâbî tarafından 1705-1706 civarında Baltacı Mehmed Paşa adına kaleme alınmış bir mesnevidir. Hayrâbâd'ın konusu kısaca şu şekildedir: Cürcân hükümdarı Hürrem Şah, nedimi Câvid’i bir içki meclisinde şair Fahr-i Cürcânî’ye hediye eder. Câvid’in ölümüne yol açtığını sanarak büyük bir üzüntü yaşar ve inzivaya çekilir. Câvid, aslında bir hırsız tarafından serdâbdan (yer altı mahzeni) kurtarılır. Hürrem Şah, Câvid’i tekrar bulur ve hikâye bir dizi olay ve macera ile devam eder. Üç kahraman (Hürrem Şah, Câvid ve Çâlâk) Tamtam adlı bir haydudun entrikalarını bozar, Hürrem Şah’ın eski düşmanlarını alt eder ve huzura kavuşurlar. Câvid, kurtardığı bir kızla evlenir; Çâlâk, Kirman Şah’ı esir alıp getirir ve Hürrem Şah tarafından affedilir. Hayrâbâd, zengin olay örgüsü ve macera dolu anlatımıyla dikkat çeker.

    Divan edebiyatında hikemi tarzın kurucusu kimdir?

    Divan edebiyatında hikemi tarzın kurucusu Nâbî'dir. Bu tarz, aynı zamanda "Nâbî Ekolü" olarak da bilinir.

    Harabat ve Tahribi Harabat neden yazıldı?

    Harabat ve Tahribi Harabat, Tanzimat dönemi edebiyatında eski ve yeni tartışması kapsamında yazılmıştır. Harabat, Ziya Paşa'nın 1875'te yayımlanan, Türk, Arap, İran ve Çağatay sahasında yazılmış şiirlerden seçmeler içeren 3 ciltlik divan edebiyatı antolojisidir. Tahribi Harabat ise, Namık Kemal'in Ziya Paşa'nın Harabat'ına karşılık yazdığı eleştiri eseridir. Namık Kemal, Tahrib-i Harabat'ı 1875'te, o dönemde Magosa'da sürgün hayatı yaşarken yazmıştır.

    Nedim'in edebi kişiliği nedir?

    Nedîm'in edebi kişiliği şu özelliklerle tanımlanabilir: Yenilikçi: Divan şiirinin katı kurallarına uymakla birlikte, bazı eserlerinde aruz yerine hece ölçüsü kullanmıştır. Yerlilik: Halk edebiyatına yakınlaşmış, İstanbul hayatından sahneler sunmuş ve günlük dilden gelen konuşma kalıplarına yer vermiştir. Söyleyiş Mükemmelliği: Konuşma dilinden gelen söyleyişleri kullanmadaki dehası ve ahenk sağlama konusundaki titiz işçiliği ile öne çıkar. Zevk ve Aşk Teması: Şiirlerinde genellikle zevk, aşk, şarap ve eğlence konularını işlemiştir. Üslup Sahibi: "Ma‘lûmdur benim sühanım mahlas istemez / Fark eyler onu şehrimizin nüktedânları" dizelerinde olduğu gibi, üslup sahibi bir şair olduğunu ifade etmiştir. Takipçi Toplayabilme: Yaşadığı dönemden itibaren etrafında takipçiler toplayabilen, etkisi birkaç nesle intikal eden müstesna ustalardandır.

    Divan edebiyatında en çok kullanılan gazel türü nedir?

    Divan edebiyatında en çok kullanılan gazel türü âşıkane gazeldir. Âşıkane gazeller, aşk duygusunun hissettirdiği mutluluk, acı, sevgili ve çekilen ıstırapların, kavuşma arzusunun dile getirildiği gazellerdir. Divan edebiyatında en çok kullanılan ikinci gazel türü ise rindane gazeldir. Divan edebiyatında kullanılan diğer gazel türleri arasında şuhane gazel, hikemi gazel, sofiyane gazel, mesel-âmiz gazel, musarra / müselles gazel, mülemma gazel, müşterek gazel, mütekerrir gazel, muvahhaş gazel ve musammat gazel bulunur.

    Divan edebiyatında koşma ve koşuk nedir?

    Divan edebiyatında koşma ve koşuk şu anlamlara gelir: Koşma. Koşuk. Koşma ve koşuk, Divan edebiyatında "gazel" olarak ele alınır.

    Meczubun hikayesi nedir?

    Meczup, tasavvufta "çekilmiş, çekiciliğe kapılmış" kimse anlamına gelir. Meczupların bazı özellikleri: Seyr-u suluklarını tamamlayamadıkları için halkı irşat ve davet sahiline çıkamazlar. Keşifleri sırasında karşılaştıkları aşk şimşekleri ve erme iştiyaklarına rağmen, makamlarının buna elverişli olmaması nedeniyle uyumsuzluğun verdiği bir hali yaşarlar. Sürekli Rabbı ile meşgul oldukları için kendilerini idare edemezler. Teklife esas olan akıldan mahrum oldukları için İslam şeriatına göre en aşağı mertebededirler. Ayrıca, meczuplar toplum içinde deli veya divane olarak da anılabilirler. Meczup hikayelerine örnek olarak, Taşçı Delisi ve Bülbül Divanesi verilebilir. Bunun yanı sıra, "Bir Meczubun Hikayesi" adlı Serdar Tuncer'in anlattığı bir hikaye, YouTube'da mevcuttur.

    15 yy'da hangi nazım biçimleri kullanılmıştır?

    15. yüzyılda kullanılan bazı nazım biçimleri şunlardır: Kaside: Övgü ve bunun sonucunda caize almak için yazılan, ilk beyti musarra, diğer beyitlerinin ikinci mısraları ilk beyitle kafiyeli, bütün mısraları aynı vezinle söylenmiş en az 15 beyit uzunluğundaki nazım biçimi. Terkib-i Bent: Bent sayısı 5-10 arasında değişen, her bendin sonunda vasıta beyti bulunan ve genellikle felsefi, sosyal düşünceler, mersiyeler için kullanılan nazım biçimi. Müstezat: Gazelden türemiş, mısralarının biri uzun biri kısa olmak üzere belli vezinlerde yazılmış nazım biçimi. Murabba: Dört dizelik bentlerden oluşan, genellikle aşk, ayrılık, bahar, bayram gibi konuları işleyen nazım biçimi. Bu dönemde ayrıca rubai, tuyuğ, şarkı gibi nazım biçimleri de kullanılmıştır.

    Muamma örnekleri nelerdir?

    Muamma örnekleri: Nâbî'nin muamması: >Bende yok sabr u sükûn sende vefadan zerre İki yokdan ne çıkar fikr idelim bir kere. Aşık Sümmani'nin muamması: >Sende de var bende de var bazıda yok bazı var Kuh-i kaf yanında zerre, deryayı ummanda var. Aşık Feymani'nin muamması: >Acayip bir nesne gördüm Elde değmez başta değer Senden bir muamma sordum Dolu değmez başta değer. Aşık Hacı'nın muamması: >Öyle bir nesne var ki çektikçe kısalır Bunun çeken insanın ömrü biraz azalır. Muammalarda, Esmaü’l-hüsna ve özel isimler gizlenir ve genellikle musarra (mısraları birbiri ile kafiyeli olan) bir beyit şeklindedir.