• Buradasın

    Modernleşme

    Yazeka

    Arama sonuçlarına göre oluşturuldu

    Atatürk bilime neden önem verir?

    Mustafa Kemal Atatürk, bilimi çağdaşlaşmanın temel taşı olarak gördüğü için bilime büyük önem vermiştir. Atatürk'ün bilime önem vermesinin bazı nedenleri: Çağdaşlaşma hedefi: Türkiye Cumhuriyeti'ni bilimsel düşünce üstüne kurmuş ve çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma hedefinin yolunu ilim ve fen olarak belirlemiştir. Akılcılık: Bilim ve akılcılığı, bireysel gelişimden devlet yönetimine kadar her alanda temel prensip olarak kabul etmiştir. Eğitimin bilimselleştirilmesi: Eğitim-öğretimde bilimselleşmeyi desteklemiş, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birliği sağlamış ve üniversitelerin bilimsel bir anlayışa sahip olmasını hedeflemiştir. Dilin bilim dili olarak geliştirilmesi: Türkçeyi bilim dili olarak güçlendirmeye çalışmış, bilimsel terimleri Türkçeleştirmiş ve Türk Dil Kurumu'nu kurmuştur. Bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi: Yurt dışına başarılı öğrenciler göndermiş, yurt dışındaki saygın bilim insanlarını Türkiye'ye davet etmiş ve birçok bilimsel kongre düzenlemiştir.

    Tanzimat döneminde neden toplumsal konular işlendi?

    Tanzimat döneminde toplumsal konuların işlenmesinin birkaç nedeni vardır: Modernleşme ve Batılılaşma: Tanzimat dönemi, Osmanlı Devleti'nin Batı merkezli yeni dünya düzenine uyum sağlama çabalarıyla karakterizedir. Eğitici Amaç: Sanatçılar, edebiyatın toplumu aydınlatmak ve eğitmek için bir araç olduğunu düşünmüşlerdir. Divan Edebiyatına Tepki: Tanzimat, Divan edebiyatındaki soyutluğa karşı somut gerçeklere dayanan bir edebiyatı amaçlamıştır.

    Louvre'da neden piramit var?

    Louvre'da piramit olmasının sebebi, müzenin ana girişini modernize etmek amacıyla I. M. Pei tarafından tasarlanan Grand Louvre projesinin bir parçası olmasıdır. Piramit, ziyaretçilerin daha iyi bir deneyim yaşamasını sağlamak için estetik ve işlevsel bir çözüm olarak düşünülmüştür. Ayrıca, piramit, müzenin altındaki yer altı alanlarına doğal ışık sağlamak ve ziyaretçilerin iç mekanlarda daha iyi dolaşmalarına yardımcı olmak amacıyla da tasarlanmıştır. Ancak piramidin inşası sırasında, klasik tarzdaki müzenin genel yapısı ile uyumsuz olduğu için büyük tartışmalar yaşanmıştır.

    Bir modernleşme projesi olarak Türkiye'de müziğin kurumsallaşması hangi dönemde başlamıştır?

    Türkiye'de müziğin kurumsallaşması, Osmanlı döneminde Tanzimat Fermanı ile birlikte modernleşme sürecinin başlamasıyla ilk adımlarını atmıştır. Cumhuriyet döneminde ise bu süreç hız kazanmış, 1924'te Muzıka-yı Hümayun'un Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti adıyla Ankara'ya taşınmasıyla önemli bir adım atılmıştır. Modernleşme projesi olarak müziğin kurumsallaşmasının en belirgin dönemi ise Cumhuriyet'in ilanından sonraki yıllar olmuştur.

    Türklerin ilk tarihi kaç bölüm?

    Türklerin ilk tarihi, genellikle iki ana bölüme ayrılır: 1. İslamiyet Öncesi Türk Tarihi: Bu dönem, Türklerin ilk ortaya çıkışından İslamiyet'in kabulüne kadar olan süreci kapsar. Öne çıkan devletler arasında Büyük Hun İmparatorluğu, Göktürk Kağanlığı ve Uygur Kağanlığı bulunur. 2. İslamiyet Sonrası Türk Tarihi: İslamiyet'in kabulünden sonraki dönemi içerir. Bu dönemde Karahanlılar, Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu gibi devletler öne çıkar. Bu bölümler, Türklerin tarih boyunca yaşadıkları önemli olayları ve kurdukları devletleri özetlemektedir.

    Türkleşmek ve muasırlaşmanın farkı nedir?

    Türkleşmek ve muasırlaşmanın farkı şu şekilde açıklanabilir: Türkleşmek, Türk milletinin tarihsel ve kültürel kimliğinin güçlendirilmesi sürecidir. Muasırlaşmak, Türk toplumunun çağdaş medeniyetlerle uyum sağlama çabalarını ifade eder. Ziya Gökalp'e göre bu iki fikir akımı birbirleriyle çelişen fikirler olmaktan ziyade, birbirlerini destekleyen fikirlerdir.

    Rifa'at Ali Abou-El-Haj modern devletin doğası ne anlatıyor?

    Rifa'at Ali Abou-El-Haj'ın "Modern Devletin Doğası" adlı kitabı, 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar olan dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun değişimini ve bu değişimin tarih yazımı üzerindeki etkilerini ele alır. Kitapta öne çıkan bazı noktalar: Osmanlı'nın durağan değil, dinamik bir yapı olduğu: Kitap, Osmanlı'nın değişimini ve dönüşümünü vurgulayarak, toplumun ve devletin sabit değil, değişken bir yapıya sahip olduğunu savunur. Karşılaştırmalı analiz: Osmanlı'nın diğer devletlerle karşılaştırılmasının önemini vurgular ve bu sayede Osmanlı'nın kendine özgü yapısının daha iyi anlaşılabileceğini belirtir. Oryantalist yaklaşımların eleştirisi: Batılı tarihçiler arasında yaygın olan oryantalist bakış açılarını sorgular. Ulus-devlet anlayışının eleştirisi: Sosyal ve siyasal değişimin, ulus-devletle özdeşleştirilen modernleşme standartlarına göre değerlendirilmesinin yarattığı tahrifata dikkat çeker. 20. yüzyıl tarihçiliğinin eleştirisi: 20. yüzyıl tarihçilerinin Osmanlı'yı durağan bir yapı olarak görerek 16. ve 17. yüzyıllardaki toplumsal ve ekonomik dönüşümleri göz ardı ettiklerini savunur.

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü tahlili nasıl yapılır?

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün tahlili şu şekilde yapılabilir: Konu ve Ana Fikir: Roman, çocukluğu yoksul bir ailede geçen, hayatı boyunca saatlerle içli dışlı olan Hayri İrdal'ın anılarını anlatır. Karakter Analizi: Hayri İrdal: Romanın hem anlatıcısı hem de başkahramanıdır. Muvakkit Nuri Efendi: Geleneksel değerleri simgeler. Halit Ayarcı: Yeniliğe, kazanmaya endeksli değer yargılarını temsil eder. Temalar: Modernleşme ve Batılılaşma: Roman, Tanzimat'tan beri Türk toplumunun yaşadığı ikilemi, Doğu ve Batı arasında sıkışıp kalmayı ele alır. Kurumların İşlevsizliği: İçi boş kurumların yaratılması ve bu kurumların işe yaramadığının anlaşılması eleştirilir. Gerçeklik ve Hayal: Romanda doğru ile yalan, hayal ile gerçek birbirine karışmıştır. Edebi Teknikler: İroni: Yazar, kurumların ve zihniyetlerin ihtiyaçtan değil, insanlara göre yaratıldığını anlatmak için ironiye başvurur. Simülasyon: Olayların gerçek mi hayal mi olduğu anlaşılamaz. Toplumsal Eleştiri: Roman, devlet eliyle zenginler yaratılmasına, bürokrasiye ve güncele teslim anlayışlara yönelik eleştirel bir bakış sunar.

    3. Selim'in ıslahatları nelerdir?

    III. Selim'in bazı ıslahatları: Askeri alanda: Nizâm-ı Cedîd Ordusu: Yeniçerilerin yerine batı tarzında Nizam-ı Cedîd ordusunu kurdu. Askeri okullar: Mühendishane-i Berr-i Hümâyun ve Kumbarahane gibi teknik okullar açtı. Eğitim alanında: Yabancı dil eğitimi: Fransızca'yı askeri okullarda zorunlu hale getirdi. İlk devlet matbaası: Matbaa-ı Amire'yi kurdu. Ekonomik alanda: Yerli malı kullanımı: Yerli malını teşvik etti, Avrupalı tüccarların iç ticarette faaliyet göstermesini yasakladı. Yönetim alanında: Eyalet düzenlemeleri: Eyaletleri yeniden düzenledi ve vezirlerin sayısını sınırladı. Diplomasi: Avrupa'da daimi elçilikler açtı. Sosyal alanda: Sağlık hizmetleri: Tıp okulu ve deniz sağlık hizmeti kurdu.

    Ahmet Güneri Sayar'ın Osmanlı iktisat düşüncesinin çağdaşlaşması adlı eseri hangi bakış açısını yansıtmaktadır?

    Ahmet Güner Sayar'ın "Osmanlı İktisat Düşüncesinin Çağdaşlaşması" adlı eseri, Osmanlı insanının neden modern iktisat standartlarını üretemediğine dair bir bakış açısı sunar. Bu bakış açısı, şu temel unsurları içerir: Zihniyet dünyası: Eserde, Osmanlı insanının zihin dünyasının şifrelerini çözmeye çalışarak, toplumun düşünce ve inanç dünyası ile iktisadi yapı ve kurumlar arasındaki ilişki çözümlenmeye çalışılır. Kültürel unsurlar: İktisadi geri kalmışlık sorunsalında genellikle kültürel unsurlar üzerine odaklanılır ve tasavvufun asıl mecrasından saptırıldığı tezi ileri sürülür. İktisadi düşünce yayılması: İktisadi düşüncenin yayılmasını etkileyen unsurlar ele alınarak, Osmanlı üzerindeki pratiği tartışılır. Ayrıca, eserde Tanzimat'a kadar Osmanlı'da modern iktisada dair dişe dokunur herhangi bir iz olmadığı tezi de öne sürülür.

    Mehmet Genç 19. yüzyıl Osmanlı ekonomisi için ne demiştir?

    Mehmet Genç, 19. yüzyıl Osmanlı ekonomisi için şu değerlendirmelerde bulunmuştur: Sanayi Devrimi'nin Etkisi: 19. yüzyıl başlarına kadar Avrupa ile Osmanlı arasında büyük farklar yoktu, ancak 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sanayileşme etkisiyle belirgin farklar ortaya çıktı. Ekonomik Sistemin Farklılığı: Osmanlı ekonomisi, Avrupa'daki modern büyümeden farklı olarak daha eşitlikçi temellere dayanıyordu. Değişime Direnç: Osmanlı sistemi, Avrupa'daki değişimlerin baskısı arttıkça yavaş ve dikkatli bir şekilde değişti. Kapitalizmin Eksikliği: Osmanlı'da burjuva gibi sermaye biriktirebilen bir sınıf oluşmadı çünkü büyük sermaye ve toprak mülkiyetinin fertlere bırakılması engelleniyordu. Genç, Osmanlı'nın uzun süre varlığını sürdürmesinde oluşturduğu ekonomik sistemin önemli bir payı olduğunu belirtmiştir.

    Çin tarımı nasıl modernleştiriyor?

    Çin, tarımı modernleştirmek için çeşitli stratejiler uygulamaktadır: Teknolojik Yenilikler: Büyük veri, GPS, yapay zeka ve drone gibi teknolojiler tarım süreçlerine entegre edilmektedir. Tohum Teknolojileri: Biyoteknoloji alanındaki çalışmalar, gen düzenleme araçları ve yeni tohum çeşitleri geliştirilmesini desteklemektedir. Toprak Reformları: Çiftçilere toprak sahipliği hakkı tanınması, tarım verimliliğini artırmıştır. Eğitim ve Bilinçlendirme: Çiftçilere modern tarım teknikleri konusunda eğitim verilerek tarımın verimliliği artırılmaktadır. Stratejik Planlar: 2035 yılına kadar gıda arz güvenliğini sağlamayı hedefleyen planlar, tarımın modernleştirilmesini, teknolojik yeniliklerin hızlandırılmasını ve kırsal ekonomilerin canlandırılmasını içermektedir.

    Lale devri ile önceki dönem arasındaki farklar nelerdir?

    Lale Devri ile önceki dönem arasındaki bazı farklar: Savaşsız dönem: Lale Devri, Pasarofça Antlaşması ile başlayan savaşsız bir dönemdir. Batı ile ilişkiler: Bu dönemde Osmanlı, ilk kez Avrupa'da geçici elçilikler açmış ve Batı ile kültürel, siyasi ve ekonomik ilişkilerini artırmıştır. Yenilikler: Lale Devri, birçok yeniliğin hayata geçtiği bir zaman dilimidir. Mimari ve sanat: Barok ve Rokoko tarzlarında Avrupa mimarisinden etkilenerek İstanbul’da köşkler, saraylar ve bahçeler inşa edilmiştir. Eğlence ve lüks: Lale Devri, zevk ve eğlence dönemi olarak da adlandırılır.

    Sultan Abdulmecid neden fotoğraf çektirdi?

    Sultan Abdülmecid'in fotoğraf çektirmesinin birkaç nedeni vardır: Belge niteliği: Abdülmecid, fotoğrafın belge niteliği yönünü keşfetmiş ve hem hüküm sürdüğü topraklar hakkında fikir sahibi olabilmek hem de bunları diğer devletlere gösterebilmek amacıyla onlarca fotoğrafçıyı Osmanlı diyarını görüntülemek için görevlendirmiştir. Kişisel merak: Sultan Abdülmecid, fotoğraf çektiren ilk Osmanlı padişahı olarak bilinir ve fotoğrafa büyük bir ilgi göstermiştir. Avrupa ile entegrasyon: Batı kültürüne hakim olan Abdülmecid, Avrupa'da yaygınlaşan fotoğraf sanatıyla entegre olmak istemiş olabilir.

    Arap milliyetçiliğinin doğuşu ve gelişimi nedir?

    Arap milliyetçiliğinin doğuşu ve gelişimi şu şekilde özetlenebilir: 19. yüzyıl. I. Dünya Savaşı. 20. yüzyıl. İkinci Dünya Savaşı sonrası. Arap milliyetçiliği, Altı Gün Savaşı'nda Arap ordularının yenilgisinden sonra gözden düşmüştür.

    Özerk çizim ne zaman ortaya çıktı?

    Özerk çizim, 17. ve 18. yüzyıllarda mutlak bağımsızlığa kavuşmuştur. Çizimin bir sanat dalı olarak önemi, Rönesans döneminde artmış ve Cennino Cennini gibi sanatçılar, çizimin sanatın temeli olduğunu vurgulamıştır. En eski çizim örnekleri, tarih öncesi dönemlere, örneğin MÖ 290.000'e kadar dayanmaktadır.

    Batılılaşma ve inkılapçılık aynı ilke midir?

    Hayır, batılılaşma ve inkılapçılık aynı ilke değildir. İnkılapçılık, Türk milletini geri bırakmış ilkel devlet kurumlarını yıkarak yerine çağdaş devlet kurumlarının kurulmasını esas alan ilkedir. Her iki ilke de Atatürk ilkelerinden biridir ve birbirini tamamlayan özellikler taşır.

    Modern Devletin Doğası 16. Yüzyıldan 18. Yüzyıla Osmanlı İmparatorluğu ne anlatıyor?

    Rifa'at Ali Abou-El-Haj'ın "Modern Devletin Doğası 16. Yüzyıldan 18. Yüzyıla Osmanlı İmparatorluğu" adlı kitabı, Osmanlı İmparatorluğu'nun 16. ve 18. yüzyıllar arasındaki değişimini ve bu değişimin tarih yazımı üzerindeki etkilerini ele alır. Kitapta işlenen bazı konular: Osmanlı tarihine yaklaşım: Osmanlı'nın tarih dışı ve değişmeyen bir oluşum olarak görülmesi eleştirilir. Değişimin doğası: Değişim genellikle bir olumsuzluk olarak değerlendirilirken, bu dönemde yaşanan dönüşümlerin doğası incelenir. Karşılaştırmalı analiz: Osmanlı, diğer devletlerle kıyaslanarak ele alınır. Oryantalist yaklaşımlar: Batılı tarihçiler arasında yaygın olan oryantalist bakış açılarıyla hesaplaşır. Sosyal ve siyasi dönüşümler: 17. ve 18. yüzyıllardaki sosyal ve siyasi değişimlerin, önceki yüzyıllardaki dönüşümlerle bağlantısı incelenir.

    Kavalalinin kurduğu ordu nasıldı?

    Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın kurduğu ordu şu özelliklere sahipti: Zorunlu askerlik: Ordu, Mısır'ın yoksul halkından oluşuyordu ve zorunlu askerlik sistemi uygulanıyordu. Modernleşme: Avrupa, özellikle Fransa'dan alınan modellerle modern bir ordu oluşturuldu. Eğitim ve okullar: Askeri tıp ve mühendislik okulları açıldı, Fransa'dan öğretmenler getirildi ve Fransa'ya öğrenciler gönderildi. Dilde birlik: Emirler ve talimatnameler Türkçeydi, Kahire Harp Okulu'nda dersler Türkçe veriliyordu. Etnik yapı: Orduda Osmanlı topraklarından gelen Türkler, Arnavutlar, Kürtler ve Çerkezler bulunuyordu. Subayların kökeni: Subaylar genellikle Anadolu, İstanbul, Arnavutluk doğumlu Türklerden seçiliyordu. Arapların yükselmesi: Mısırlı Araplar, orduda ancak yüzbaşı rütbesine kadar yükselebiliyordu. Disiplin: Memlük beyleri ortadan kaldırılmış, yerine sadık bir ordu kurulmuştu.

    Çalıkuşu Feride hangi değerleri temsil eder?

    Çalıkuşu Feride, aşağıdaki değerleri temsil eder: Özgürlükçü ruh ve inatçı yapı. Duygusal derinlik ve ahlaki direnç. Eğitimli kadın profili. İdealizm. Cesaret. Fedakârlık. Dayanışma. Feride karakteri, Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınların yaşadığı zorlukları ve bu zorluklara karşı koyuşunu da temsil eder.