• Yazeka

    Arama sonuçlarına göre oluşturuldu

    Byung-Chul Han'ın psikopolitikası, psikoloji ve politikayı birleştirerek bireylerin zihinlerinin ve davranışlarının nasıl kontrol edildiğini ve yönlendirildiğini inceleyen bir kavramdır 2.
    Han'a göre, dijital çağda psikopolitika şu şekillerde kendini gösterir:
    • Sosyal medya ve dijital teknolojiler, kullanıcıların dikkatini çekmek ve onları belirli yönlerde davranmaya teşvik etmek için kullanılır 23.
    • Veri toplama ve izleme, bireylerin davranışlarını ve düşüncelerini tahmin etmek ve yönlendirmek için büyük veri ve yapay zeka ile işlenir 23.
    • Duygusal emek, bireylerin sosyal ilişkilerinde ve iş hayatlarında harcadıkları çaba, onları sürekli bir yorgunluk ve tükenmişlik hissi altında bırakır 2.
    Han, bu manipülasyonların bireylerin özgürlüğünü kısıtladığını ve onları görünmez bir kontrol mekanizmasının etkisi altına soktuğunu savunur 23.
    5 kaynaktan alınan bilgiyle göre:

    Konuyla ilgili materyaller

    Byung Chul Han neden önemli?

    Byung-Chul Han'ın önemli olmasının bazı nedenleri: Eserlerinin derinliği ve etkisi: Günümüz toplumuna dair derin analizler içeren eserleri birçok dile çevrilmiş ve dünyada en çok okunan yaşayan filozoflar arasına girmiştir. Çeşitli ilgi alanları: Etik, fenomenoloji, postyapısalcılık, kültür kuramı, estetik, din, medya kuramı, yapısöküm gibi konularda tartışma yürütmüştür. Güncel konulara odaklanması: Psikolojik rahatsızlıklar, iktidar, neoliberalizm, kapitalizm, sosyal medya ve popüler kültür gibi temalar üzerine teoriler geliştirmiştir. Eleştirel bakış açısı: Neoliberal kapitalist üretim sisteminin etkilerini eleştirmiş, dijitalleşmenin ötekinin hayatımızdan uzaklaşmasına neden olduğunu savunmuştur. Ödülleri: 2015'te Le Prix Bristol des Lumières, 2016'da ise Salzburger Landespreis für Zukunftsforschung ödüllerine layık görülmüştür.

    Byung Chul Han yorgunluk toplumu ne anlatıyor?

    Byung-Chul Han'ın "Yorgunluk Toplumu" adlı kitabı, modern toplumun bir performans toplumu haline geldiğini ve bireylerin içsel motivasyonla hareket ettiğini savunur. Kitapta öne çıkan bazı noktalar şunlardır: Performans Toplumu: Bireyler, dışsal baskılardan ziyade içsel bir zorunlulukla hareket eder; sürekli üretme ve gelişme baskısı altındadırlar. Dikkat Ekonomisi: Sürekli bildirimler ve içerikler arasında birey, düşünebilecek bir boşluk bulamamaktadır. Dijital Gözetim: Sosyal medyada görünür olma arzusu, bireyleri hem gözlem altında hem de kendi kendilerini gözlem altında tutan bir duruma sokar. Modern Hastalıklar: Depresyon, tükenmişlik sendromu ve dikkat eksikliği gibi patolojiler, sistemin bir sonucu olarak görülür. Pasif Direniş: "Yapmamayı" seçmek, yani durmak ve reddetmek, modern topluma karşı en güçlü itiraz biçimi olarak sunulur.

    Byung chul han ne anlatıyor?

    Byung-Chul Han, eserlerinde genellikle günümüz toplumuna dair derin ve incelikli analizler sunar. Bazı eserlerinde ele aldığı konular: "Yorgunluk Toplumu": Modern toplumun, aşırı üretkenlik ve verimlilik üzerine kurulu olması nedeniyle depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi psikolojik hastalıklarla şekillendiğini savunur. "Şeffaflık Toplumu": Dijital çağın her şeyi görünür kılma takıntısının, güzelliği yücelten sır ve gizem duygusunu ortadan kaldırdığını iddia eder. "Güzeli Kurtarmak": Güzellik algısının, sosyal medya ve dijital kültürün etkisiyle yüzeyselleştiğini ve anlamını yitirdiğini öne sürer. Han, eserlerinde ayrıca etik, fenomenoloji, postyapısalcılık ve kültür kuramı gibi konularda da tartışma yürütür.

    Byung Chul Han'ın kitapları nelerdir?

    Byung-Chul Han'ın bazı kitapları şunlardır: 1. Şeffaflık Toplumu. 2. Yorgunluk Toplumu. 3. Psikopolitika. 4. Şiddetin Topolojisi. 5. Eros'un Istırabı. 6. Güzeli Kurtarmak. 7. Zamanın Kokusu. 8. Kapitalizm ve Ölüm Dürtüsü. 9. Yeryüzüne Övgü - Bahçelere Bir Yolculuk. 10. Zen Budizm Felsefesi.

    Byung-Chul Han hiperkültürelliği nasıl tanımlar?

    Byung-Chul Han, hiperkültürelliği şu şekilde tanımlar: "Hiperkültür, farklı kültürlerden yeni bir şeyin, yeni bir kültürün ortaya çıkması anlamına gelir." Ayrıca, hiperkültürelliği eşikleri olmayan bir kültür olarak da görür ve bu kültürde hareketlilik ve gelişigüzelliğin "geçiş"in kaybolmasına yol açtığını belirtir.