Aşık Paşa Türbesi'nin Kırgız çadırına benzemesinin sebebi, türbenin kubbesinin şekil olarak Kırgız çadırını andırmasıdır. Türbenin mimarının Horasan erenleri ile Anadolu’ya gelmiş Orta Asyalı bir Türk olabileceği düşünülmektedir. Aşık Paşa Türbesi ile ilgili bir diğer efsane ise şöyledir: Türbenin yapımı sırasında topal bir deveden başka hiçbir hayvan, taşları çekemez. Aşık Paşa Türbesi, Ankara-Kayseri yolu üzerindeki tepede, Aşık Paşa Mahallesi’ndeki büyük mezarlığın içinde yer almaktadır. Türbe, tamamen mermerden yapılmış olup asimetrik bir yapıya sahiptir. Türbenin batı cephe ekseninde, hemen saçak altında, üç yönden profilli silmelerle dikdörtgen biçimli çerçeve içine alınmış üç satırlık bir kitabe bulunur. Türbenin giriş bölümü daha dar ve yüksek tutularak yandaki bölümden ayrılmıştır. Basık kemerli kapının yer aldığı giriş eyvanının kaş kemeri, iki yanda profilli duvar yüzüne oturtulmuştur. Türbenin ana mekan kapısının iki yanındaki sütunlar, renkli somaki mermerdendir. Ana mekanın köşelerindeki sütunları sivri kemerler birbirine bağlar. Türbenin içinde bulunması muhtemel hiçbir tezyinat günümüze gelmemiştir. Türbe, 1935’te ufak bir tamir görmüştür. Türbenin yanında Aşık Paşa ailesinden bazı kişilerin de mezarları bulunmaktadır. Türbe, Vakışar Genel Müdürlüğü tarafından 1935 ve 1975 yıllarında onarılmıştır. Aşık Paşa, 1272 yılında Kırşehir'de doğmuş, 1333’te Kırşehir’de ölmüştür. Eserlerinde Öz Türkçe’yi kullanan Aşık Paşa, din ve tasavvuf bilgilerini, Şeyh Süleyman Türkmani’den öğrenmiştir. Aşık Paşa’nın 10.613 beyitlik “Garipname” adlı eseri, Türkçe yazılmış olmasıyla önem taşımaktadır.