Yazeka
Arama sonuçlarına göre oluşturuldu
Karadut şiirinin hikayesi, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun yasak aşkı Mari Gerekmezyan'a olan aşkını anlatır 123.
Bedri Rahmi, 1940 yılında, Güzel Sanatlar Akademisi'nde asistan olarak görev yaparken, heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan ile tanışır 123. Birbirlerine delice tutulan iki aşık, sanatla ördükleri sevdalarını birbirlerine ilan ederler 12.
Bedri Rahmi, Mari'nin bir büstünü yaparken, Mari de ona çeşitli portreler ve şiirler yazar 23. Tüm İstanbul bu aşktan haberdar olurken, Bedri Rahmi'nin evli olduğu eşi Eren Hanım, kocasının ona dönmesini bekler 13.
1946 yılında Mari, tüberküloz olur ve iyileşmesi için gerekli olan antibiyotik temin edilemez 13. Bedri Rahmi, tablolarını yüksek fiyatlara satarak sevdiği kadını yaşatmaya çalışır ancak çabaları sonuç vermez ve Mari aynı yıl içinde hayatını kaybeder 13.
Bu kaybı kaldıramayan Bedri Rahmi, sanata küstü ve kendini içkiye verdi 13. Onu bu acıdan kurtaran ise eşi Eren Hanım oldu 13.
1949'da İstanbul Büyük Kulüp'te düzenlenen bir gecede, davetliler Bedri Rahmi'den bir şiir okumasını isterler 35. Şair, ayağa kalkar ve Karadut'u okur 35. Şiiri okurken gözlerinden süzülen yaşların nedenini, eşi de dahil olmak üzere tüm salon bilir 35.
Bu olaydan sonra Eren Hanım, bir süre Paris'te yaşamaya karar verir 25. Daha sonra eşine yazdığı bir mektupta o geceyi şöyle anlatır 25:
"Canuşkam, Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin, nasıl titremişti. Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapışmış gibi olmuştum. O gece… Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım!"
5 kaynaktan alınan bilgiyle göre: