Karadut şiirinin hikayesi, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun yasak aşkı Mari Gerekmezyan'a olan aşkını anlatır. Bedri Rahmi, 1940 yılında, Güzel Sanatlar Akademisi'nde asistan olarak görev yaparken, heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan ile tanışır. Bedri Rahmi, Mari'nin bir büstünü yaparken, Mari de ona çeşitli portreler ve şiirler yazar. 1946 yılında Mari, tüberküloz olur ve iyileşmesi için gerekli olan antibiyotik temin edilemez. Bu kaybı kaldıramayan Bedri Rahmi, sanata küstü ve kendini içkiye verdi. 1949'da İstanbul Büyük Kulüp'te düzenlenen bir gecede, davetliler Bedri Rahmi'den bir şiir okumasını isterler. Bu olaydan sonra Eren Hanım, bir süre Paris'te yaşamaya karar verir: > "Canuşkam, Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin, nasıl titremişti. Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapışmış gibi olmuştum. O gece… Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım!"