"Hişt Hişt" hikayesi, gündelik alışkanlıklar ile gerçeğin kendisi arasına giren durumları ve yaşama sevincini anlatır. Hikayede, anlatıcı bir adamın içinde bulunduğu ruhsal durum, dış dünyayı algılayışını etkiler. Hikayenin ana fikri, ne olursa olsun hayata bağlanılması gerektiğidir. Ayrıca, "Hişt Hişt" sesi, doğadan gelen ve varlığını sezdirmek isteyen bir ses olarak, okuyucuya yaşama sevincinin içlerine doğduğunu hissettirir. Hikayede belirli, somut, başlangıcı ve sonucu olan bir olay anlatılmaz. Bu anlatıda, sesin kaynağının bilinmemesi ve okuyucunun boşlukları hayal gücüyle doldurması, hikayenin ilgi çekici olmasını sağlar.