Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Evans v. Birleşik Krallık kararı, üreme teknolojisindeki gelişmelere ayak uyduramayan hukukun, somut olay adaletine uygun düşmeyen sonuçlar doğurması açısından önemli bir örnektir. Davanın özeti: Başvurucu Natallie Evans ve eşi Howard Johnston, çocuk sahibi olmak için bir kliniğe başvurur. Natallie'de kanser öncesi tümörler tespit edilir ve yumurtalıklarının alınması gerektiği bildirilir. Klinik, çiftin IVF tedavisine rıza gösterdiğini ve her birinin 1990 tarihli İnsan Döllenmesi ve Embriyoloji Yasası hükümlerine göre form imzaladığını belirtir. Çiftin ilişkisi sona erer ve J., kliniğe başvurarak rızasını geri çektiğini bildirir. Yerel mahkemeler, yasaların tek taraflı rıza geri çekilmesine izin vermesi nedeniyle başvurucunun talebini reddeder. Başvurucu, ulusal mahkemelerin verdiği kararın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) yaşam hakkını, özel ve aile hayatına saygı hakkını ve ayrımcılık yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle AİHM'ye başvurur. AİHM'nin kararı: Madde 8 (Özel ve aile hayatına saygı hakkı). Madde 2 (Yaşam hakkı). Sonuç: Madde 8 kapsamında ihlal yok (dörde karşı on üç oyla). Madde 2 kapsamında ihlal yok (oybirliğiyle).