• Buradasın

    Sazlıdere Barajı'nda yapılaşma durdurulmalı

  • İstanbul Barosu Çevre Kent ve İmar Hukuku Komisyonu üyeleri 5 Haziran “Dünya Çevre Günü”nde dün Sazlıdere Barajı etrafından doğa yürüyüşü gerçekleştirdi. 
    1
    6 Haziran
    Yürüyüş sonrası yapılan basın açıklamasında “İstanbul Barosu Çevre Kent ve İmar Hukuku komisyonu olarak Kanal İstanbul projesi kapsamında Sazlıdere Barajı'nın mutlak koruma alanına dek ulaşan yapılaşma faaliyetlerine ilişkin endişelerimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşma gereği duyuyor ve inşaatların ivedilikle durdurulması talebimizi yineliyoruz” denildi. 
    2
    6 Haziran
    -Projeye ilişkin meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, bilim insanlarının kapsamlı raporlarında yer verdiği teknik ve bilimsel uyarılar dikkate alınmalı, paydaşların etkin katılımı sağlanmalı ve kamuoyu şeffaflıkla bilgilendirilmelidir. 
    3
    6 Haziran
    Komisyon, Sazlıdere Barajı çevresindeki yapılaşmanın durdurulması, şeffaflık, paydaş katılımı ve hukuk devleti ilkelerine uyulması çağrısında bulundu. 
    4
    6 Haziran
    İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu olarak geleceğimizi tehdit eden iklim krizi arayışı karşısında betonlaşma politikalarına karşı yurttaşların çevre hakkını savunmaya ve bu doğrultuda kararlılıkla hukuk mücadelesi vermeye devam edeceğiz. 
    5
    6 Haziran

    Diğer konular

  • Yanıt bulun

    Yazeka

    Arama sonuçlarına göre oluşturuldu

    Çevre hukuku açısından Kanal İstanbul Projesi'nin bazı etkileri:
    • Ekolojik tahribat: Proje, mera ve orman alanlarının yok olmasına yol açacak, bu da biyolojik çeşitliliği ve su kaynaklarını tehdit edecektir 125.
    • Yeraltı sularının kirlenmesi: Kanalın tuzlu su taşıması, yeraltı sularının tuzlanmasına neden olabilir 25.
    • Marmara Denizi'nin dengesinin bozulması: İki deniz arasındaki doğal su dengesi değişecek, bu da Karadeniz'deki tuzluluk oranını artırarak canlı ekosistemini olumsuz etkileyecektir 3.
    • Kentleşme ve nüfus artışı: Kanal çevresinde yeni şehirleşme alanları planlanmaktadır, bu da ısı adası etkisi yaratarak hava kalitesini düşürebilir ve İstanbul'un nüfusunu artırabilir 2.
    • Atık su artışı: Marmara Denizi'ne büyük miktarda azot ve fosfor deşarjı olacaktır 2.
    Proje, çevre hukuku kapsamında, çevreye olabilecek olumsuz etkileri önlemek veya en aza indirmek amacıyla çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) sürecinden geçmektedir 14. Ancak, ÇED raporlarında ekolojik maliyetin "0" olarak ele alındığı ve gerçek maliyetin hesaplanmadığı eleştirisi de yapılmaktadır 2.
    Sazlıdere Barajı'nın ekolojik önemi şu şekilde özetlenebilir:
    • İçme suyu kaynağı: Baraj, İstanbul'un içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilmiştir 3.
    • Biyoçeşitlilik: Sazlıdere Barajı Havzası, nadir bitki türlerini barındıran sucul ve karasal ekosistem birlikteliğine sahiptir 4. Ayrıca, bölgede Maskeli ötleğen, Saksağan ve Kızılsırtlı örümcekkuşu gibi türler üremektedir 4.
    • Ekolojik koridor: Sazlıdere, Sazlıdere Barajı ve Küçükçekmece Gölü arasında bir ekolojik koridor oluşturur 4.
    • Koruma alanı: Sazlıdere Barajı Havzası, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'ne göre içme suyu kaynağı statüsünde olup koruma alanı kapsamındadır 45.
    Ancak, bölgedeki hızlı nüfus artışı ve yapılaşma, su kalitesinde bozulmaya ve ekosistemin zarar görmesine yol açmaktadır 245.
    Kanal İstanbul projesinin sağlık riskleri arasında şunlar bulunmaktadır:
    • Hava kirliliği: Proje, trafik ve inşaat gibi faktörlerden dolayı hava kirliliğine yol açabilir 4. Bu durum, çocuklarda astım, düşük doğum ağırlığı, erişkinlerde ise KOAH, kalp damar hastalıkları ve akciğer kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir 4.
    • Asbest riski: ÇED raporunda asbest riskinden bahsedilmemiş olması, halk sağlığı açısından tehlike oluşturmaktadır 5.
    Ayrıca, projenin İstanbul'un tarım arazilerini yapılaşmaya açma riski ve olası bir depremde nüfusun tahliye zorluğu gibi diğer riskler de mevcuttur 1.
    Kanal İstanbul'un sağlık üzerindeki etkilerini tam olarak değerlendirebilmek için detaylı bir çevresel etki değerlendirmesi yapılması gerekmektedir.
    İstanbul'un su kaynaklarının korunması için şu adımlar atılabilir:
    • Sürdürülebilir su yönetimi: Su kaynaklarının verimli kullanılması, su erozyonunun önlenmesi ve hatalı tarım uygulamalarına son verilmesi 5.
    • Havza bazlı yönetim: Su kaynaklarının korunması, verimliliği ve tasarrufu için havza bazlı yönetim modeline geçilmesi 5.
    • Yeni su kaynaklarının belirlenmesi: 2053 yılına kadar su arzında yüzde 50 kapasite artışı sağlamak amacıyla yeni su kaynaklarının belirlenmesi ve tesislerin planlanması 3.
    • Su arıtma tesislerinin etkin kullanımı: Kazandere ve Melen gibi büyük su arıtma tesislerinin eksiksiz ve etkin bir şekilde çalıştırılması 14.
    • Su tasarrufu: Bireysel düzeyde su tasarrufunun sağlanması; muslukların gereksiz yere açık bırakılmaması, duş sürelerinin kısaltılması ve çamaşır ile bulaşık makinelerinin tam dolu kullanılması gibi önlemler alınması 1.
    • Yağmur suyu toplama sistemleri: Bahçe sulama işlemlerinin sabah veya akşam yapılması ve yağmur suyu toplama sistemlerinin kurulması 1.