• Buradasın

    Sur Cinayeti davasında kovuşturmaya yer yok

  • İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Ekim 2024’te 19 yaşındaki Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner’in vahşice öldürüldüğü cinayetlere ilişkin yürütülen soruşturmada, katil zanlısı Semih Çelik’in hayatını kaybetmiş olması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına (KYOK) karar verdi. 
    1
    13 Mayıs
    Dosyada müşteki sıfatıyla yer alan Yusuf Halil'in avukatı Av. Betül Zağlı Topal tarafından İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz dilekçesi sunuldu. 
    2
    13 Mayıs
    Ayrıca, Çelik'in olay günü telefonla görüşme yaptığı, ancak olay yerinde telefonunun bulunamadığı ifade edildi. 
    3
    13 Mayıs
    Şüphelinin telefonunun kimler tarafından alındığı, olay yerindeki kamera kayıtlarının incelenip incelenmediği ve delillerin BTK kayıtlarıyla desteklenip desteklenmediği netlik kazanmadı. 
    4
    13 Mayıs
    Aile, Ayşenur Halil'in telefonun şifresinin çözülememesinin de olayın aydınlatılması açısından kilit önemde olduğunu vurguladı. 
    5
    13 Mayıs

    Diğer konular

  • Yanıt bulun

    Yazeka

    Arama sonuçlarına göre oluşturuldu

    Ayşenur Halil'in ailesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın verdiği kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etti çünkü:
    • Soruşturmanın eksik ve yüzeysel yürütüldüğünü düşünüyorlar 125.
    • Ayşenur Halil'in cep telefonunun açılmadığını ve kritik dijital delillere ulaşılamadığını belirtiyorlar 125.
    • Şüpheli Semih Çelik'in bilgisayarındaki verilerin suç öncesinde silindiğini ve bu durumun planlı bir hareket olduğunu gösterdiğini ifade ediyorlar 125.
    • Olayla bağlantılı olabilecek üçüncü kişilere yönelik yeterli araştırmanın yapılmadığını vurguluyorlar 125.
    • Ayşenur Halil'in telefon şifresinin çözülememesinin olayın aydınlatılmasını zorlaştırdığını belirtiyorlar 125.
    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "kovuşturmaya yer yok" (KYOK) kararı, katil zanlısı Semih Çelik'in ölmesi nedeniyle davanın kapatıldığını ifade eder 235.
    Ancak, Ayşenur Halil'in ailesi bu karara itiraz ederek, soruşturmanın eksik ve yüzeysel yürütüldüğünü, kritik dijital delillere ulaşılmadığını ve olayla bağlantılı olabilecek üçüncü kişilerin yeterince araştırılmadığını öne sürdü 235.
    Aile, takipsizlik kararının kaldırılmasını ve etkin bir soruşturma yürütülmesini talep ediyor 235.
    Semih Çelik'in ölümü, "Sur Cinayeti" soruşturmasını etkiledi çünkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu durum nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi 125.
    Ancak, Ayşenur Halil'in ailesi bu karara itiraz etti 145. İtiraz dilekçesinde, soruşturmanın eksik ve yüzeysel yürütüldüğü, özellikle Ayşenur Halil'in cep telefonunun açılmadığı ve kritik dijital delillere ulaşılmadığı vurgulandı 145. Aile, etkin bir soruşturma yapılmasını ve takipsizlik kararının kaldırılmasını talep etti 45.
    Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner, 4 Ekim 2024 tarihinde İstanbul'da Semih Çelik tarafından öldürülen iki öğrencidir 13.
    • Ayşenur Halil: Medipol Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü ikinci sınıf öğrencisidir 2.
    • İkbal Uzuner: Bir dönem Ayşenur Halil ile arkadaşlık yapmış, ancak daha sonra rahatsız edildiği için okulu değiştirilmiştir 2.
    Olay günü, Semih Çelik önce Ayşenur Halil'i evinde öldürmüş, ardından İkbal Uzuner ile buluşup onu da surlarda öldürdükten sonra kendi hayatına son vermiştir 13.
    Semih Çelik'in psikolojik sorunları olduğu ve daha önce akıl hastanesinde tedavi gördüğü belirtilmiştir 14.
    Sur Cinayeti davasının kamuoyunda nasıl yankılandığına dair bazı haberler şöyledir:
    • halktv.com.tr 3. 28 Mayıs 2025 tarihli haberde, kamuoyunda "Sur Cinayeti" olarak bilinen, İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil'in öldürülmesini protesto eden beş kadın öğrenci hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla dava açıldığı belirtilmiştir 3.
    • trhaber.com 4. 13 Mayıs 2025 tarihli haberde, Ayşenur Halil'in ailesinin, üçüncü şahısların olduğunu düşünerek karara itiraz ettiği ve etkin soruşturma talep ettiği ifade edilmiştir 4.
    • takvim.com.tr 5. 7 Ekim 2024 tarihli haberde, gazeteci yazar Mevlüt Tezel'in, katilin ailesinin de yargılanması gerektiğini savunduğu aktarılmıştır 5.
    Ayrıca, 4 Ekim 2024'te yaşanan olay, Türkiye'de büyük bir infial uyandırmış ve toplumda yeni tartışmaları da beraberinde getirmiştir 5.